
Yapay zekâ ve dijitalleşme, yalnızca teknik yenilikler değil; üretim süreçlerini, çalışma ilişkilerini, mülkiyet yapılarını ve toplumsal örgütlenmeyi dönüştüren politik araçlardır. Dört oturumluk bu eğitim, teknolojiyi kaçınılmaz bir süreç olarak değil, mülkiyeti, iktidar ilişkileri ve emek süreçleriyle birlikte sorgulanması gereken bir alan olarak ele alıyor. Eğitimin ilk iki oturumunda Deniz Olcay, yapay zekâdan algoritmik yönetime uzanan çizgide ekonomik ve siyasi gücün kimlerin elinde toplandığını ve emek lehine hangi alternatiflerin mümkün olduğunu tartışıyor. İlk oturumda veri, algoritmalar ve yeni ideolojik hegemonya, yapay zekânın emeği dönüştürmesi ve dijital çağda işçi sınıfının örgütlenmesi; ikinci oturumda ise paranın dijitalleşmesi, finansal güç, teknoloji ve ekonomik planlama konuları işleniyor. OGAS ve Cybersyn gibi tarihsel örneklerle Çin gibi güncel deneyimler karşılaştırılarak katılımcıların teknolojik dönüşüm karşısında demokratik katılımı ve alternatif ekonomik modelleri kurgulayabilmesi hedefleniyor.
Üçüncü oturumda Prof. Dr. Doğan Göçmen, “Yapay Zekânın Politik Felsefesi” başlığıyla, yapay zekâ karşısında kimimizin hayranlık, kimimizin kaygı, kimimizin ise savaşların ve çevre krizinin yarattığı teknoloji karamsarlığı duyduğu bu duygusal karmaşadan nasıl çıkabileceğimizi soruyor. Teknolojinin felsefi, ekonomik, sosyolojik, etik ve politik temelleri eleştirel biçimde incelenerek teknolojiye ilkesel bir bakış geliştirilmesi amaçlanıyor. Eğitim, Prof. Dr. İlker Cenan Bıçakçı’nın “Dijital Çağın Parçaladığı Agora” oturumuyla tamamlanıyor. Bıçakçı, “modern agora” olarak sunulan sosyal medya platformlarının algoritmalar, yankı odaları ve veriye dönüşen dikkat aracılığıyla nasıl dijital kapitalizmin üretim-tüketim merkezine dönüştüğünü ele alıyor. Temel soru şu: Algoritmalar hegemonik düzeni korurken muhalifler yeni dijital örgütlenme ve dayanışma biçimleri geliştirebilir mi?
Copyright ©Yeni Üniversite. Tüm Hakları Saklıdır.